Masaldan Gerçeğe: Unicorn Kavramı
29 Ekim 1923, bir ülkenin ve bir ulusun tarihinde altın bir mihenk taşıdır. Cumhuriyetin ilanı, yalnızca siyasi bir dönüşüm değil; aynı zamanda ekonomik bağımsızlığın da başlangıcıdır. Osmanlı’dan devralınan yorgun ve dağınık ekonomik yapı üzerine kurulan yeni Cumhuriyet, kalkınmayı bir varoluş meselesi olarak ele almıştır. Kapitülasyonlar kaldırılmış, millî bankalar kurulmuş ve yerli üretim teşvik edilerek ekonomik uyanışın ilk adımları atılmıştır.
Gelecek yüzyılda bizi bekleyen asıl sınav, bu kazanımları daha kapsayıcı, daha adil ve daha üretken modellerle ileri taşımaktır.
Mehmet Altuğ Türkdalı
1930’lu yıllarda uygulanan devletçilik politikası, Türkiye’nin ekonomik olarak ayağa kalkması için vazgeçilmez bir ilke olmuştur. Sümerbank, Etibank gibi kurumlar ile Beş Yıllık Sanayi Planı sayesinde demir-çelikten tekstile kadar birçok sektörde kurulan fabrikalar, sanayileşmenin temel taşlarını oluşturmuştur. Devlet eliyle yürütülen bu model, hem üretimi artırmış hem de geniş çapta istihdam sağlamıştır.

Bugün Türkiye, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında dijital dönüşüm, sürdürülebilir kalkınma ve inovasyon hedefleriyle ilerlemektedir. Girişimcilik ekosistemi, genç nüfusun potansiyeli ve teknoloji yatırımları bu dönemin temel dinamiklerini oluşturmaktadır. Ancak bu vizyonun başarıya ulaşabilmesi için bazı yapısal eksikliklerin giderilmesi elzemdir. Eğitim sisteminin teknoloji ve üretimle bütünleşmesi, nitelikli iş gücü açığının kapatılması gerekmektedir. Ayrıca gelir dağılımındaki eşitsizlikler ve sosyal adalet konuları, uzun vadeli kalkınma hedeflerinin önündeki en büyük engellerdir.
Bu noktada, Cumhuriyetin ilk yıllarından alınacak çok değerli dersler vardır. Erken dönemde daha güçlü bir tarım reformu yapılabilseydi, kırsal kalkınma daha dengeli ilerleyebilirdi. Özel sektörün daha erken teşviki, girişimcilik kültürünü zamanında yeşertebilirdi. Bugün bu eksiklikleri tamamlamak, ikinci yüzyıl vizyonunun omurgasını oluşturmalıdır.
Sonuç olarak, Cumhuriyet’in 102 yıllık serüveni; bir milletin yoktan var ettiği ekonomik yapının, bilimsel ve toplumsal dönüşümle nasıl bütünleştiğini göstermektedir. Gelecek yüzyılda bizi bekleyen asıl sınav, bu kazanımları daha kapsayıcı, daha adil ve daha üretken modellerle ileri taşımaktır. Sürdürülebilir kalkınma yalnızca teknik değil, aynı zamanda toplumsal bir meseledir. Türkiye Cumhuriyeti’nin 102 yıllık birikimi, geleceğe yön verirken en güçlü dayanağımız olmalıdır.
Cumhuriyetimizin 102. yılı kutlu olsun! Bu mirası yaşatmak ve geleceğe taşımak hepimizin sorumluluğudur.

28.10.2025
Mehmet Altuğ TÜRKDALI
Ekonomik Çözüm Gazetesi