Gelecek, Gençlere Dokunabildiğimiz Kadar Var

Uzun zamandır şunu net biçimde görüyorum:
Bir toplumun gerçek gücü, sahip olduğu kaynaklarda ya da rakamlarda değil; arkadan gelenleri nasıl yetiştirdiğinde saklı.

Üniversitede dönem dersi verirken, farklı kültürlerden, farklı şehirlerden, bambaşka arka planlardan gelen gençlerle bir araya geliyorum. Sadece sınıfta değil; atölyelerde, eğitim salonlarında, bazen bir kahve masasının etrafında… Ve her defasında aynı soruyla karşılaşıyorum:
“Biz ne yapacağız?”

Bu soru aslında bir belirsizlik sorusu değil.
Bu soru, rehberlik arayışının sorusu.

Liderlik, kürsüde durup konuşmak değil; arkandakilerin yürüyebileceği bir yol açmaktır.

Mehmet Altuğ Türkdalı

Bugün gençler bilgiye ulaşamıyor değil. Aksine, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar çok bilgiye erişebiliyorlar. Eksik olan şey bilgi değil; yönbağlam ve tecrübe aktarımı.

Ben öğrendiklerimi, yaşadıklarımı aktarmayı seviyorum. Çünkü bana göre liderlik, kürsüde durup konuşmak değil; arkandakilerin yürüyebileceği bir yol açmak.

Liderlik, Arkayı Kollayabilmektir

Liderlik çoğu zaman yanlış anlaşılıyor.
Önde olmak, görünür olmak, güçlü görünmek… Oysa gerçek liderlik, çoğu zaman görünmezdir. Çünkü lider, ışığı kendi üstüne değil; arkadan gelenlerin yoluna tutar.

Osmanlı’da, Selçuklu’da bu işin adı belliydi: usta–kalfa–çırak.
Kimse ustalığa bir gecede ulaşmazdı. Çırak izlerdi, kalfa denerdi, usta gözetirdi. Usta sadece iş öğretmezdi; ahlâksabırsorumluluk öğretirdi. En önemlisi de şunu bilirdi:
“Ben öğrettiğim kadar varım.”

Bugün modern dünyada bu kavramları kaybettik. CV’ler var, sertifikalar var, unvanlar var. Ama elinden tutan usta yoksa, o kağıtlar bir süre sonra anlamsızlaşıyor.

Gençlere Dokunmak Bir Tercih Değil, Sorumluluktur

Ders verdiğim sınıflarda şunu özellikle hissediyorum:
Gençler kendilerine yukarıdan bakılmasını değil, ciddiye alınmayı istiyor.
Akıl verilmesini değil, deneyim paylaşılmasını bekliyor.

Benim anlatmayı sevdiğim şey başarı hikâyeleri değil. Daha çok hatalar… Yanlış kararlar… Geç fark edilen doğrular… Çünkü gerçek öğrenme tam da orada başlıyor.

Topluma birey olarak katkı sağlama sorumluluğu, sadece iş kurmakla ya da para kazanmakla sınırlı değil. Asıl katkı, bildiğini saklamamaktecrübeyi devretmekyol açmak ile oluyor.

Bugün bir gencin hayatına dokunabiliyorsanız; ona bir cümleyle bile olsa yön gösterebiliyorsanız, aslında gelecek nesillere yatırım yapıyorsunuz demektir. Bu yatırımın geri dönüşü bilanço tablolarında görünmez ama toplumun karakterinde kendini belli eder.

Benim Tarafım Belli

Benim durduğum yer net:
Liderlik, arkadan gelenleri yetiştirmeden yapılmaz.
Bilgi, paylaşılmadıkça yük olur.

Tecrübe, aktarılmadıkça boşa yaşanmış sayılır.

Bugün ders, seminer, eğitim verdiğim gençler, yarın bu ülkenin yöneticileri, girişimcileri, akademisyenleri olacak. Onlara bırakabileceğimiz en kıymetli miras; hazır cevaplar değil, sağlam sorular sormayı öğretmek.

Ve belki de en önemlisi şudur:
Bir gün onlar da arkalarına dönüp baktıklarında, “Bize yol gösterenler vardı” diyebilsinler.

İşte o zaman, gerçekten bir şeyleri doğru yapmış oluruz.

Show CommentsClose Comments

Leave a comment