Hayaller çoğu zaman romantik anlatılır.
İstek, tutku, cesaret… Hepsi doğru. Ama eksik.
Çünkü hayaller, en çok çalışmayı, tekrarı ve dayanıklılığı sever.
Futbola 6 yaşında, Köln’de çim sahalarda başladım. Çocuk yaşta topa dokunmakla kalmadım; oyunun disiplinini, saha içi ciddiyetini orada öğrendim. Türkiye’ye döndüğümde köklü İzmir kulüplerinin altyapı tedrisatlarından geçtim. Sahada ilk yıllarımda daha çok ortaya yakın oynarken, zamanla hızım ve kazandığım tecrübe beni savunma ağırlıklı rollere taşıdı. Oyun kurmayı da öğrendim, oyunu bozmayı da; gerektiğinde sorumluluk almaktan hiç kaçınmadım.
Üniversite yıllarında okuduğum şehirde profesyonel bir takım olmadığı için futbola amatör seviyede devam ettim. Üniversite takımında forma giydim, oynadığım birçok takımda kaptanlık yaptım. Belki dışarıdan bakıldığında çok “ışıklı” bir hikâye gibi görünmeyebilir ama tam da bu dönemler karakterimin şekillendiği yıllardı. Futbol sahaları bana sadece maç kazandırmadı; disiplin, dayanıklılık, takım olma bilinci ve liderlik duygusu kattı.
Sahada vazgeçmeyen, hayatta da vazgeçmiyor.
Mehmet Altuğ Türkdalı
Üniversite sonrası süreçte halı sahalar hayatımda ayrı bir yer tutmaya başladı. Çoğu kişi için yalnızca “eğlence” olarak görülen bu sahalar, benim için her zaman bir iddia alanıydı. Turnuvalar oynandı, rekabet arttı, disiplin hiç azalmadı. Bu sürecin sonunda Türkiye şampiyonlukları geldi. 2018 yılında uluslararası bir organizasyonda, International Mini Football Tournament kapsamında Türkiye formasını giymek de nasip oldu. Milli forma, hangi seviyede giyilirse giyilsin, insana aynı duyguyu yaşatıyor: Verilen emeğin boşa gitmediğini ve hayalin, çalışmayla birleştiğinde mutlaka bir karşılık bulduğunu.


Kırılma Anları Gerçektir
Hayaller yolunda giderken genelde alkış kısmı anlatılır. Ben biraz da arka planını söylemek isterim.
Ailem futbola destek olmadı. Bu major bir kırılma anıydı. Bir diğer kırılma da sakatlıklar oldu.
İkisini de romantize etmiyorum. Kolay değildi. Ama şunu yaptım: Kendi paramı kazandım, kendi yolumu açtım. Kimseye sitem ederek değil; sorumluluk alarak. Hayallerin peşinden koşmak, bazen yalnız koşmaktır. Ve evet, bazen çok yorucudur.
Çalışma ve Tekrar: Kimse Muaf Değil
Burada bir gerçeği net söylemek lazım:
Çok çalışmadan olmuyor. Tekrar etmeden hiç olmuyor. Bugün dünyanın en iyilerinden biri olan Cristiano Ronaldo, yeteneğiyle değil; çalışma takıntısıyla ayrıştı. Herkes yetenekli olabilir. Ama herkes her gün aynı şeyi tekrar etmeye razı değildir. Fark orada başlıyor.
Hayal dediğimiz şey, haftada bir pazartesi yaparım motivasyonuyla beslenmez.
Hayal, sabah erken kalkmayı, bazen kimsenin görmediği antrenmanları, defalarca yapılan hataları ve yeniden denemeyi ister.

Bugün Geldiğim Yer
Bugün hala Futbol aşkımı hem tribünlerde hem sahalarda hem de farklı platformlarda sürdürüyorum. Türkiye Profesyonel 3. Lig kulüplerinden Söke 1970’de yöneticiyim. Sahada öğrendiklerimle, masada karar alıyorum. Futbol bana sadece oyun öğretmedi; disiplin, takım olma, kriz yönetimi ve liderlik öğretti. www.soke1970sk.com
Şunu net söyleyebilirim:
Sahada vazgeçmeyen, hayatta da vazgeçmiyor.
Son Söz
Hayallerin peşinden koşmak güzeldir.
Ama daha önemlisi, hayallerin altını çalışmayla doldurmaktır.
Kimseye “herkes başarır” demiyorum.
Ama şunu gönül rahatlığıyla söylüyorum:
Çalışan, tekrar eden ve vazgeçmeyen biri, mutlaka bir yere varır.
Benim hikâyem bir istisna değil.
Basit bir örnek sadece.
Ve belki de bir hatırlatma:
Hayaller koşanı sever. Ama en çok da dayananı.
