Özel Bir Yolculuk: Bir Çocuğun Hayata Tutunuşuna Eşlik Etmek

Bazı yolculuklar vardır; başlangıcı nettir ama nereye varacağı hiçbir zaman tam olarak bilinmez.
Özel eğitim ve rehabilitasyon tam olarak böyle bir yolculuktur. Burada çalıştığınız alan sadece bir müfredat değil, bir insanın hayata tutunma biçimidir.

Özel çocuklarla çalışmak, ilk günden itibaren size şunu öğretir: Acele edemezsiniz. Karşılaştıramazsınız. “Normal” kelimesini çok dikkatli kullanmanız gerekir. Çünkü her çocuğun dünyası, algısı, öğrenme yöntemi ve ritmi farklıdır. Otizmle çalışan bir uzmanın sabrı başka, dil ve konuşma güçlüğü yaşayan bir çocukla çalışan uzmanın yaklaşımı başkadır. Özel öğrenme güçlüğü ya da zihinsel yetersizlikte ise bambaşka bir denge gerekir. Bu alan, ezbere yapılan bir iş değildir; çocuğu tanımadan, gözlemlemeden ve onun dilini öğrenmeden ilerleyemezsiniz.

Bazen haftalarca, aylarca aynı noktada çalışırsınız. Aynı kelime, aynı ses, aynı hareket… Dışarıdan bakan biri için ilerleme yokmuş gibi görünür. Oysa biz biliriz ki çocuk o sırada hazırlanıyordur. Öğrenme bazen sessiz olur. Göz temasıyla, mimikle, küçük tepkilerle kendini gösterir.

Günümüz dünyasında ne kadar zor kelimeler bunlar: tekrar, sabır, bekleme, sessizlik. Sürekli uyarılan, hızla tüketen ve anında sonuç bekleyen bir çağda, özel eğitimin dili bize bambaşka bir şey fısıldıyor.

Burada çalıştığınız alan sadece bir müfredat değil, bir insanın hayata tutunma biçimidir.

Mehmet Altuğ Türkdalı

Özel çocuklar ile ilk ilerleme anları insanın içine kazınır. Kelimeleri çıkarmakta zorlanan bir çocuk düşünün. Harfler boğazında takılır, cümleler yarım kalır. Defalarca denersiniz, bazen hiç ses çıkmaz. Sonra bir gün… Hiç beklemediğiniz bir anda, akıcı bir cümle gelir. Kısa olabilir, basit olabilir ama o cümlenin içinde şunu hissedersiniz: “Ben buradayım.” İşte o an, bu işin neden sadece bir meslek olmadığını anlarsınız.

Özel eğitimde çocuğun yanında mutlaka aile vardır. Hatta çoğu zaman işin en zor ama en kritik kısmı aileyle yürür. Çünkü çocuk eğitimden çıktıktan sonra hayatına evde devam eder. Ailenin süreci anlaması, öğrenmesi ve çocuğa nasıl yaklaşacağını bilmesi gerekir. Aileler çocuklarındaki değişimi fark ettiklerinde yaşadıkları minnettarlık, bu alanda çalışan herkes için en güçlü motivasyon kaynağıdır. Bazen gözleri dolarak anlatırlar, bazen sadece sessizce teşekkür ederler. Ama o duygu çok nettir: “Yalnız değilmişiz.”

Bu yolculuğun en büyük gururu ise yıllar sonra gelir. Özel gereksinimli bir çocuğun topluma kazandırıldığını görmek… Üniversite kazandığını duymak… Bir meslek sahibi olduğunu, kendi ayakları üzerinde durabildiğini bilmek… Ve o evladın hayatında bir noktada yer almış olmanın, o yolculukta bir katkı sunmuş olmanın verdiği gurur. Bu, tarif edilebilecek bir duygu değildir. Yaşayan bilir.

2003 yılında kurulan ve 23 yıldır bu alanda aktif olarak çalışan Dünya Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi (www.dunyaozelegitim.com), bugüne kadar 6.000’den fazla çocuğun ve ailenin hayatına temas etti. Bu sayı sadece bir istatistik değildir; her biri ayrı bir hikâye, ayrı bir mücadele ve ayrı bir umut demektir. İzmir’de bu alanda en iyisi olma iddiası, reklamlardan ya da söylemlerden değil; sahada yaşanan gerçeklerden, sabırla yürünmüş süreçlerden ve kazanılmış hayatlardan gelir.

Özel eğitim zor bir alandır. Duygusal olarak güçlü olmayı, mesleki olarak sürekli gelişmeyi ve insana gerçekten dokunmayı gerektirir. Bu gereksinmlerin karşılığında, bir çocuğun hayata tutunuşuna eşlik etme ayrıcalığını sunar.

Bazı işler yapılır ve biter. Bazı işler ise insanın içinde iz bırakır.

Özel eğitim, iz bırakanlardandır.

Show CommentsClose Comments

Leave a comment